Tuzla’da akşamüstleri deniz her zaman biraz yorgun görünürdü. Limana yanaşan gemiler, tersanelerden yükselen gürültü ve havaya www.anadoluescortlari.com karışan mazot kokusu, semtin değişmeyen manzarasıydı. Melis, bu manzaranın içinde ayakta durmaya çalışanlardan biriydi. Yirmi üç yaşındaydı ama hayatın ona sunduğu yükler, yaşını çoktan aşmıştı. Melis’in çocukluğu İstanbul’un kenar mahallelerinde geçmişti. Babası uzun süre işsiz kalmış, sonra tersanede çalışmaya başlamıştı. Eve her gelişinde yorgun, sessiz ve sinirli olurdu. Annesi ise yıllarca susmayı öğrenmişti. Melis, evdeki bu sessizliğin içinde büyüdü. Okul onun için bir kaçıştı ama o kaçış uzun sürmedi. Ailenin maddi durumu kötüleştikçe, Melis’in hayalleri de küçüldü. Liseyi bitiremeden çalışmak zorunda kaldı. www.anadoluescortlari.com İlk işi bir yemekhanedeydi. Uzun saatler, az para… Ardından temizlik işleri, gündelik işler geldi. Tuzla’da yaşam ucuz değildi; özellikle yalnız bir kadın için. Kiralar arttıkça Melis’in çaresizliği de arttı. Annesinin sağlık sorunları, evden gelen sürekli para talepleri, onu yavaş www.anadoluescortlari.com yavaş köşeye sıkıştırdı. Yardım isteyebileceği kimse yoktu. Herkesin kendi derdi vardı. Bu hayata girişi ani olmadı. Önce “geçici” dedi. Sonra “başka çarem yok.” Melis, her adımda biraz daha kendinden uzaklaştığını hissediyordu www.anadoluescortlari.com ama duracak gücü de yoktu. İnsan bazen yanlış olduğunu bildiği bir yolda yürür; çünkü başka yol göremez. En acı olan, bu durumu kimseye anlatamamaktı.