Sultanbeyli’nin dar sokakları akşamüstleri daha ağır nefes alırdı. Gün boyu çalışan insanların yorgunluğu, apartman boşluklarında yankılanır, bakkal önlerinde kısa sohbetlere karışırdı. Derya, bu sokakları ezbere bilirdi. Hangi yokuşun daha dik, hangi köşenin daha karanlık olduğunu… Yirmi iki yaşında olmasına rağmen, sanki yıllardır aynı yolları arşınlıyormuş gibi bir yorgunluk taşırdı üzerinde.
www.anadoluescortlari.com
Derya İstanbul’a geldiğinde henüz on dokuzundaydı. Küçük bir şehirden, büyük hayallerle kaçmıştı. Evdeki baskı, bitmeyen tartışmalar ve “kız başına” denilerek çizilen sınırlar onu boğmuştu. Sultanbeyli’de bir tanıdığın yanına www.anadoluescortlari.com sığınmış, kısa sürede bir kafede işe girmişti. İlk maaşını aldığında, kendi ayakları üzerinde durabildiğini düşünmüş, bunu özgürlük sanmıştı.
Ama hayat, plan yapmayı sevenlere pek aldırmazdı. Kafe kapandı, iş bitti. Ardından başka işler geldi; temizlik, geçici satış işleri… Hiçbiri uzun sürmedi. Kira, faturalar, biriken borçlar Derya’yı yavaş yavaş köşeye sıkıştırdı. Yardım isteyecek kimsesi yoktu. Ailesiyle bağları kopmuştu, eski arkadaşlar uzaklaşmıştı. Yanlış insanların sunduğu “kolay çözümler”, onu hiç hayal etmediği bir hayata sürükledi.
www.anadoluescortlari.com
Derya bu hayatı anlatırken süslemeye çalışmazdı. Ne bir gurur, ne de bir kabulleniş… Sadece hayatta kalma çabası. Sultanbeyli’de bunu yaşamak, iki kat zor gelirdi ona. Çünkü herkes birbirini tanır gibi bakar, kimse kimseyi gerçekten tanımazdı. Gündüzleri başka bir yüz takar, geceleri kendini görünmez yapmaya çalışırdı.