Tuzla’da sabahlar her zaman aceleciydi. Limana giden servisler, tersane vardiyaları ve sahil yolundan yükselen motor sesleri, günün başladığını kimseye sormadan ilan ederdi. Ceren, bu seslerle uyanmaya alışmıştı. Yirmi üç yaşındaydı www.anadoluescortlari.com ama içinde taşıdığı yorgunluk, yılların birikimi gibiydi. Pencereden denizi görebiliyordu ama o manzara artık huzur vermiyordu; sadece uzaklık hissi bırakıyordu. www.anadoluescortlari.com Ceren İstanbul’a geldiğinde her şeyin geçici olduğunu düşünmüştü. Küçük bir şehirde büyümüş, ailesinin bitmeyen maddi sorunlarından kaçmak istemişti. Tuzla’da bir lojistik firmasında işe girdiğinde umutlanmıştı. Depoda çalışmak ağırdı ama düzenli maaş fikri ona güven veriyordu. Bir süre idare etti, sonra küçülme oldu, işten çıkarıldı. “Kısa sürede başka bir iş bulurum” dedi. Ama zaman geçtikçe işler yoluna girmedi. Kira, faturalar, biriken borçlar Ceren’i yavaş yavaş sıkıştırdı. Ev arkadaşı taşındı, yük tek başına kaldı. Ailesinden yardım istemek istemiyordu; onların durumu da parlak değildi. Çevresindeki insanlar birer birer uzaklaştı. Destek sandığı ilişkiler, zor günlerde sessizliğe dönüştü. Hayat onu köşeye sıkıştırdığında, verdiği kararların hiçbirini hayal ederek almamıştı. O sadece ayakta kalmaya çalışıyordu. www.anadoluescortlari.com Tuzla gibi sanayiyle iç içe bir yerde bu hayatı sürdürmek, sürekli dikkatli olmak demekti. Gündüzleri sıradan bir genç kadın gibi davranır, geceleri mümkün olduğunca iz bırakmamaya çalışırdı. Aynı sokaktan her gün geçmemeye, aynı saatlerde görünmemeye özen gösterirdi. İnsanların bakışları bazen yargılayıcı, bazen görmezden geliciydi. Ceren için en zor olan, kendi iç sesiyle baş başa kaldığı anlardı.