Yağmur Kadıköy iskelesinin demirlerine vururken, Leyla vapurun açık güvertesinde rüzgara karşı duruyordu. İstanbul’un üzerine çöken akşam karanlığında, karşı kıyının ışıkları suya birer bıçak gibi saplanıyordu. Dışarıdan bakıldığında sıradan, mesafeli bir şehir kadınıydı; oysa o, her gün iki farklı kimlik arasında mekik dokuyan gizli bir hayatın tam merkezindeydi.
Yıllar önce üniversite eğitimi için geldiği bu devasa şehir, beklentilerini ve hayallerini yavaşça yutmuştu. Yükselen kiralar, bitmeyen masraflar ve kimsesizlik, onu adım adım escortluk dünyasının içine çekmişti. Dışarıdakiler için tek bir kelimeden ibaret olan bu etiketin arkasında, aslında her gün yeniden inşa edilen ağır bir yaşam mücadelesi vardı.
İki Yaka, İki Farklı Hayat
Leyla’nın takvimi tam anlamıyla ikiye bölünmüştü. Gündüzleri Sahaflar Çarşısı’nda kitap karıştıran, Moda sahilinde tek başına yürüyen o sessiz kadın; havanın kararmasıyla birlikte Moda’daki küçük dairesine çekilir, şık elbiselerini giyer ve başka bir role bürünürdü.
O gece Bebek’teki lüks bir restoranda buluştuğu kişi, diplomatik çevrelere mensup, dışarıdan her şeye sahip görünen orta yaşlı bir adamdı. Leyla’nın bu süreçte öğrendiği en net şey şuydu: Bu işte talep edilen şey sadece fiziksel bir yakınlık değil, çoğu zaman derin bir dinleyici olma becerisiydi. İnsanlar, yüksek paralar ödeyerek aslında sadece yargılanmayacakları, rol yapmalarına gerek kalmayan geçici bir sığınak satın alıyorlardı.
Aynadaki Yabancı
Buluşmanın ardından gecenin geç bir saatinde taksiyle eve dönerken, köprü üzerindeki trafik adım adım ilerliyordu. Leyla, aynadaki sürücüyle göz göze gelmemeye çalışarak başını cama dayadı. Seçtiği bu yolun ruhunda açtığı yaralar, gecenin karanlığında daha net görünür hale geliyordu
Kaynaklar
Bilgileri güncel ayrıntılarıyla doğrulamak için kaynak sayfalarını ziyaret edebilirsiniz.