Beykoz geceleri karanlığıyla tanınırdı. Orman yolları sessizleşir, deniz kıyısında ışıklar seyrekleşirdi. Şehrin karmaşasından uzakta gibi www.anadoluescortlari.com görünse de, bazı hayatlar bu sessizliğin içinde daha ağır yaşanırdı. İlayda için Beykoz, kaçtığı değil; mecbur kaldığı bir duraktı.
İlayda yirmi beş yaşındaydı. Eski bir apartmanın çatı katında, eğri tavanlı küçük bir evde kalıyordu. Penceresinden görünen ağaç dalları, rüzgâr estiğinde duvara vurur, geceleri uyumasını zorlaştırırdı. Ama bu seslere alışmıştı. Alışmak, hayatta kalmanın bir parçasıydı artık.
www.anadoluescortlari.com
İstanbul’a geldiğinde cebinde birkaç parça eşya, içinde ise büyük bir boşluk vardı. Ailesiyle olan bağları yıllar içinde kopmuş, geriye sadece yarım kalmış cümleler kalmıştı. Önce bir atölyede çalıştı, sonra bir markette. Uzun saatler, düşük maaşlar… Borçlar büyüdükçe seçenekler daraldı. İlayda, kendini hiç hayal etmediği bir hayatın içinde bulduğunda, geri dönüş yolunu göremedi.
Beykoz’un sakinliği, onun hayatındaki fırtınayla tezat oluşturuyordu. Geceleri çalışmaya çıktığında, sokakların sessizliği daha da ağırlaşırdı. İnsanların yüzleri birbirine karışır, isimler unutulur, anlar geçip giderdi. Ama İlayda için her gece biraz daha yorulmak demekti. Fiziksel yorgunluktan çok, ruhundaki ağırlık canını acıtıyordu.
www.anadoluescortlari.com
En zor anlar sabah saatleriydi. Eve döndüğünde ayakkabılarını çıkarır, ışığı açmadan yatağın kenarına otururdu. Aynaya bakmaktan kaçınırdı çoğu zaman. Çünkü aynalar, insanın kendine sormaktan korktuğu soruları hatırlatırdı. “Buraya nasıl geldim?” ve “Buradan çıkabilir miyim?”
İlayda’nın kaçışı müzikti. Küçük bir radyosu vardı. Eski şarkıları dinler, gözlerini kapatırdı. Şarkılar onu başka bir zamana götürürdü; daha hafif hissettiği, henüz bu kadar yorulmadığı zamanlara. O anlarda kendine kızmaz, sadece nefes alırdı.