Beykoz’un akşamları yavaş inerdi. Güneş ormanın arkasına çekilirken deniz koyulaşır, sokak lambaları tek tek yanardı. Şehir merkezinin gürültüsünden uzakta olduğu için herkes Beykoz’u sakin sanırdı. Ama bu sakinlik, herkes için huzur anlamına gelmezdi. Aylin için Beykoz, sessizliğin içinde büyüyen bir ağırlıktı. www.anadoluescortlari.com Aylin yirmi dört yaşındaydı. Eski bir yalının arka tarafına yapılmış küçük bir müştemilatta kalıyordu. Tavanı alçak, penceresi küçüktü. Deniz manzarası yoktu ama geceleri dalga sesleri duyulurdu. O sesler bazen iyi gelirdi, bazen de içindeki boşluğu daha çok hissettirirdi. İstanbul’a geldiğinde Aylin’in tek amacı çalışmaktı. Liseden sonra okumaya devam edememiş, ailesinin maddi sorunları nedeniyle www.anadoluescortlari.com erken yaşta sorumluluk almak zorunda kalmıştı. Annesiyle yıllar içinde kopan bağları, babasının yokluğu onu yalnız bırakmıştı. Önce bir evde bakıcılık yaptı, sonra temizlik işlerine girdi. Ama kazandığı para ne geçmişi kapatmaya ne de geleceği kurmaya yetiyordu. www.anadoluescortlari.com Hayat, Aylin’i yavaş yavaş köşeye sıkıştırdı. Başta “geçici” dediği şeyler, zamanla çıkmaz bir yola dönüştü. Yaptığı işi kendine bile anlatmakta zorlanıyordu. Çünkü anlatmak, kabullenmek demekti. Kabullenmek ise canını yakıyordu. Beykoz gibi herkesin birbirini az çok tanıdığı bir yerde, gizli yaşamak zorundaydı. Geceleri çalışmaya çıktığında en çok sessizlikten korkardı. Kalabalık yerlerde insan kaybolabilirdi ama sessizlikte insan kendini duyardı. Aylin’in iç sesi çoğu zaman acımasızdı. “Başka seçeneğin var mıydı?” diye sorar, cevap vermesine izin vermezdi. Eve döndüğünde yorgunluktan ayakta duramaz hâle gelse bile, zihni susmazdı. www.anadoluescortlari.com Aylin’in gündüzleri küçük ritüelleri vardı. Sabah erken saatlerde Beykoz sahiline iner, çay alıp bir banka otururdu. Balıkçıları izler, denizin üzerindeki sisin dağılmasını beklerdi. O anlarda hayat biraz daha katlanılır olurdu. Çantasından eski bir roman çıkarır, birkaç sayfa okurdu. Okumak, onun için başka bir hayata kısa bir yolculuktu. Bir gün sahilde yürürken düşüp dizini yaraladı. Yardımına, civarda çalışan yaşlı bir kadın koştu. Birlikte bankta oturdular. Kadın ona hiçbir şey sormadı, sadece “Gençsin, dikkat et” dedi. Bu basit cümle Aylin’in içini burktu. Uzun zamandır kimse ona “genç” olduğunu hatırlatmamıştı.