Selen, tarihi kadife dokuma ve klaptanlı (altın-gümüş tel sarmallı) saray kumaşları konservasyonu üzerine uzmanlaşmış, 18. yüzyıl Osmanlı döşemelik kumaşlarının yıpranmış çözgü ipliklerini mikroskobik dokuma iğneleriyle tamamlayan yirmi üç yaşında bir tekstil restoratörüydü. Tophane ve Salıpazarı’nın eski liman ve depolar bölgesindeki zanaat mirasına yakın kalabilmek için Meclis-i Mebusan Caddesi’nden Amerikan Pazarı Sokak’a inen dar aralıkta, dökülen iki katlı kâgir bir binanın bodrum katını atölye-ev yaptı.
Selen’in zorluğu; hakiki kök boyalı ipek ipliklerin, hassas gümüş tellerin fahiş fiyatları ve Boğaz’ın Salıpazarı rıhtımından süzülen tuzlu, nemli rüzgarın hassas ipek liflerini çürütme riskiydi. Gündüzleri Tophane yakınındaki kafelerde parça başı bulaşık yıkıyor ve ağır tepsi taşıyor, akşamları ise bodrum katındaki sarı masa lambasının altında büyüteçle asırlık kadife parçaların dökülmüş iplik yuvalarını teker teker bağlıyordu. Odasına gün ışığı girmediği için kışın taş duvarlardan sızan soğuk nem ellerini uyuşturuyor, gümüş teli dokuya mikron ölçeğinde işlerken parmaklarının titremesine neden oluyordu.
En büyük kriz, özel bir tekstil müzesi için restore ettiği 1790’lardan kalma altın tel işlemeli kırmızı bir çatma kadife panonun teslim gecesinde yaşandı. Marmara Denizi’nden esen şiddetli bir poyraz fırtınası sırasında rıhtımdaki tıkalı rölanti kanalı patladı. Çamurlu tazyikli su Selen’in bodrum katındaki havalandırma penceresinden içeri taşarak çalışma masasının üzerine aktı. Su, doğrudan henüz gümüş telleri sabitlenmemiş ve nem çekici kâğıtları değişmemiş kadifenin üzerine döküldü.
Selen, dondurucu ve çamurlu suyun içinden kumaşı saniyeler içinde kurtardı. Islanan hassas ipek lifleri lekelenebilir ve gümüş teller kararak oksitlenebilirdi. Sırılsıklam halde evden çıkıp Tophane-i Amire’nin devasa taş duvarlarının altındaki korunaklı kemere sığındı. Fırtına yüzünü keserken, yanında taşıdığı emici kurutma kâğıtları ve saf suyla fener ışığı altında kumaşın üzerindeki çamuru saatlerce temizledi. Sabaha kadar ipeği elle nemini emdirip dondurucu rüzgarda kuruttu ve gümüş telleri baştan sabitledi. Ertesi gün panoyu kusursuz teslim ettiğinde, İstanbul’un soğuk suları onun sabrını ve zanaatını yenememişti.
Kaynaklar
Bilgileri güncel ayrıntılarıyla doğrulamak için kaynak sayfalarını ziyaret edebilirsiniz.