Hale, antika ahşap dokuma araçları ve sedef kakmalı mekik/kütküt (tefe) konservasyonu üzerine uzmanlaşmış, 18. yüzyıl Boğaziçi ipek imalathanelerine ait ıhlamur ve ceviz ağacından mamul tezgah parçalarının dökülmüş bağa ve deniz kabuğu kakmalarını mikroskobik bisturilerle tamamlayan yirmi üç yaşında bir ahşap konservatörüydü. Boğaz’ın dik yamaçlarına ve tarihi koru dokusuna yakın durabilmek için Kuruçeşme’de, Alay Emini Sokak’tan Kırbaç Sokak’a tırmanan dik taş yokuştaki iki katlı kâgir bir binanın yarı bodrum katını atölye-ev yaptı.
Hale’nin zorluğu; hakiki Kızıldeniz sedeflerinin, ithal tavşan derisi tutkallarının fahiş pahalılığı ve Boğaz’dan Kuruçeşme vadisine çöken dondurucu, rutubetli soğuk havanın ahşap liflerini kabartma riskiydi. Gündüzleri Kuruçeşme iskelesi yakınındaki balıkçılarda parça başı kasa taşıyor ve ağ temizliği yapıyor, akşamları ise bodrum katındaki sarı masa lambasının altında büyüteç ve neşterle 1770’lerden kalma bir mekiğin dökülmüş sedef yuvalarını temizliyordu. Odasına gün ışığı girmediği için kışın taş duvarlardan sızan soğuk nem hands uyuşturuyor, sedef yapraklarını sıcak tutkalla yerleştirirken parmaklarının titremesine neden oluyordu.
En büyük kriz, özel bir tekstil tarihi koleksiyoncusu için restore ettiği 1785 tarihli, sedef ve gümüş tel kakmalı nadide bir ahşap dokuma mekiğinin teslim gecesinde yaşandı. Boğaz üzerinden gelen şiddetli bir karayel fırtınası sırasında yokuştaki tıkalı rölanti kanalı patladı. Çamurlu tazyikli su Hale’nin bodrum katındaki havalandırma penceresinden içeri taşarak çalışma masasının üzerine aktı. Su, doğrudan henüz organik tutkalı sertleşmemiş sedef kakmalı mekiğin üzerine döküldü.
Hale, dondurucu ve çamurlu suyun içinden mekiği saniyeler içinde kurtardı. Islanan özel tutkal çözülüp sedefler yerinden kayabilirdi. Sırılsıklam halde evden çıkıp Kuruçeşme Parkı içindeki tarihi taş kemerin altına sığındı. Fırtına yüzünü keserken, yanında taşıdığı emici kurutma kâğıtları ve saf alkolle fener ışığı altında ahşabın üzerindeki çamuru teker teker temizledi. Sabaha kadar tutkalı elle yeniden ısıtıp dağılan sedefleri baştan sabitledi. Ertesi gün mekiği pürüzsüz dokusuyla teslim ettiğinde, İstanbul’un soğuk suları onun sabrını ve zanaatını yenememişti.
Kaynaklar
Bilgileri güncel ayrıntılarıyla doğrulamak için kaynak sayfalarını ziyaret edebilirsiniz.