Beykoz’un dar sokakları akşamüstü saatlerinde yavaşça boşalırdı. Gün boyunca doğanın sakinliğiyle sarılan semt, gece olunca www.anadoluescortlari.com sessizliğini daha da derinleştirirdi. Bu sessizlik, çoğu insan için huzur demekti. Ama Merve için, içindeki gürültünün daha net duyulmasına neden olurdu. Yirmi iki yaşındaydı ve hayatta erken yorulanlardandı.
Merve, Beykoz’un yamaçlarından birinde, eski bir evin paylaşımlı bir dairesinde kalıyordu. Evin duvarları çatlak, mutfağı küçüktü. Ama asıl darlık, odalarda değil, Merve’nin içinde hissediliyordu. Geceleri eve döndüğünde ışığı açmadan www.anadoluescortlari.com pencereye gider, karanlığın içinden denizi seçmeye çalışırdı. O anlarda kendini bu şehirde bir yere ait hissetmeye çalışırdı.
İstanbul’a geldiğinde Merve’nin hayalleri çok da büyük değildi. Sadece düzenli bir iş, sakin bir hayat istiyordu. Lise mezunuydu, bir süre çağrı merkezinde çalışmıştı. Ancak ailesinin yaşadığı ekonomik sıkıntılar ve ardından gelen yalnızlık, onu hızlı kararlar almaya itti. Önce “geçici” dediği şeyler, zamanla kalıcı hâle geldi. Hayat, onu istemediği bir noktaya sürüklerken Merve çoğu zaman kendine kızdı ama geri dönmek için gücü de bulamadı.
www.anadoluescortlari.com
Beykoz’un geceleri onun çalışma saatleriydi. Sessiz sokaklar, az insan, daha fazla dikkat… Bu durum Merve’yi hem korur hem de daha yalnız hissettirirdi. İnsanların bakışlarında çoğu zaman merak ya da mesafe vardı. Nadiren şefkat görürdü. Ama o, kimsenin görmediği bir yük taşıyordu: Utançla mücadele etmek. Çünkü utanç, ona en çok zarar veren duyguydu.
Gündüzleri uyumaya çalışır, çoğu zaman başaramazdı. Geçmişi düşünür, “Eğer biraz daha dayanabilseydim” diye kendini sorgulardı. Aynanın karşısında durduğunda yüzüne bakar, hâlâ genç olduğunu fark edip şaşırırdı. Hayat ona çok şey almıştı ama henüz her şeyi almamıştı.
Merve’nin tek lüksü, sahil yürüyüşleriydi. Sabah erken saatlerde Beykoz sahiline iner, banklardan birine otururdu. Balık tutanları izler, denizin ritmine kulak verirdi. Bu anlar, onun için hayata kısa bir mola gibiydi. Çantasındaki eski fotoğraf makinesiyle manzaranın fotoğraflarını çekmeye başladı bir süre sonra. Çektiği fotoğraflar kusurluydu ama gerçekti. Tıpkı kendi hayatı gibi.