Sultanbeyli’nin sabah sisi, binaların arasına sıkışıp uzun süre dağılmazdı. Sevda, bu sisi severdi; çünkü sis varken kimse kimseyi net göremezdi. Yirmi bir yaşındaydı ama yüzünde çocukluktan çok erken kopmuş bir ifadenin gölgesi vardı. Küçük evinin www.anadoluescortlari.com penceresinden sokağı izlerken, günün nasıl geçeceğini az çok tahmin ederdi. Sürprizlere yer yoktu hayatında. www.anadoluescortlari.com Sevda İstanbul’a on sekizinde gelmişti. Kaçar gibi. Evdeki şiddet, susarak büyüyen korkular ve “sabret” denilen yıllar… Sultanbeyli’ye bir tanıdının yönlendirmesiyle gelmiş, bir süre onun evinde kalmıştı. İlk işi bir çağrı merkezindeydi. Kulaklıkla saatlerce konuşmak, yabancıların sorunlarını dinlemek yorucuydu ama düzenli bir maaş umudu vardı. O umut, kısa sürede işten çıkarılma mesajıyla son buldu. Sonrası, Sevda için parçalı bir zamandı. Günlük işler, geçici çözümler, tutmayan sözler… Kalacak yer, para ve güven aynı anda eksildiğinde, insanın sınırları da değişiyordu. Sevda, kendini hiç hayal etmediği bir yaşamın içinde bulduğunda, bunun bir “tercih” olmadığını biliyordu. O, sadece ayakta kalmaya çalışıyordu. www.anadoluescortlari.com Sultanbeyli’de bunu yaşamak, her gün iki kat dikkatli olmak demekti. Tanıdık bakışlardan kaçınmak, aynı sokakta farklı saatlerde yürümek, kimliğini parça parça saklamak… Sevda gündüzleri sıradan bir genç kız gibi davranır, geceleri ise görünmez olmaya çalışırdı. En zor olan, insanların fısıltıları değil; kendi içindeki seslerdi.