Şile’de sabahlar genellikle sisle başlardı. Denizle gökyüzü birbirine karışır, kasaba sanki geçici olarak dünyadan kopardı. Leyla, bu sisin içinden yürümeyi öğrenmişti. Yirmi yedi yaşındaydı ama hayat, ona yaşından çok daha www.anadoluescortlari.com fazla şey öğretmişti. Küçük, eski bir yazlık evin arka odasında kalıyordu; yazın turistler gelirdi, kışın ise soğuk ve yalnızlık yerleşirdi.
www.anadoluescortlari.com
Leyla’nın Şile’ye gelişi ani olmuştu. Büyük şehirde tutunamamış, biriken borçlar ve yarım kalan umutlar onu buraya sürüklemişti. Ailesiyle arası yıllar önce bozulmuştu. Telefonu çaldığında kalbi hızlanırdı ama arayan genelde alacaklılar olurdu. “Bir süre toparlanırım,” diyerek gelmişti Şile’ye. Sessizliğin iyileştirici olacağını sanmıştı. Oysa sessizlik bazen insanı kendiyle baş başa bırakırdı.
İlk başlarda balıkçı barınaklarında, küçük kafelerde iş aradı. Mevsimlik işler kısa sürdü. Parası azaldıkça seçenekleri de azaldı. Bir gece, fırtınanın sert estiği bir zamanda sahile indi. Dalgalar kıyıya çarpıyor, rüzgâr yüzünü kesiyordu. O an verdiği karar, cesaretin değil yorgunluğun sonucuydu. Kendine “sadece geçici” dedi. Ama geçici olan, bazen en uzun izleri bırakırdı.
www.anadoluescortlari.com
Leyla geceleri duygularını kapatmayı öğrendi. İnsanların sözlerinden çok suskunluklarına dikkat ederdi. Şile’nin geceleri az insanlıydı; bu da her şeyin daha görünür olmasına neden olurdu. Eve döndüğünde paltosunu askıya asar, aynaya bakmadan ışığı kapatırdı. Çünkü karanlık, sorular sormazdı.