Tuzla’nın rüzgârı sert eserdi. Denizden gelen iyot kokusu, tersanelerin paslı havasıyla karışır; sokaklar hem çalışkan hem de yorgun görünürdü. Meryem, bu rüzgârın içinde savrulanlardan biriydi. Yirmi beş yaşındaydı ama hayat ona çocukluğunu yaşamaya fırsat vermemişti. Küçük bir stüdyo dairede, duvarları ince, sessizliği ağır bir evde tek başına yaşıyordu. www.anadoluescortlari.com Meryem’in hikâyesi, “başka çarem yoktu” cümlesiyle özetlenebilirdi. Küçük yaşta kaybettiği annesinden sonra sorumluluklar erken çökmüştü omuzlarına. Babasının www.anadoluescortlari.com sessizliği, evin içindeki yoksulluk ve çaresizlikle birleşince, Meryem için ev bir sığınak değil, bir baskı alanı olmuştu. İstanbul’a gelişi umutla değil, kaçmak zorunda kalmanın verdiği aceleyle olmuştu. Tuzla’yı seçmesi ise ucuz kiralar ve kimsenin kimseyi tanımadığı bir yer olmasındandı. İlk zamanlar bir balık restoranında çalıştı. Uzun saatler ayakta durur, müşterilerin yüzlerine bakarken kendi hayatını düşünmemeye çalışırdı. Ama düzensiz ödemeler, ardından işten çıkarılma derken, Meryem kendini yine duvara çarpmış gibi hissetti. Borçlar birikti, telefonlar susmadı. O anlarda verilen “kolay para” vaatleri, kulağa gerçekçi gelmeye başlamıştı. www.anadoluescortlari.com Meryem bu hayata adım attığında, en çok kendinden utanmıştı. Sokaklarda yürürken başını eğmesi, aynalara bakmaktan kaçması bundandı. Tuzla’nın geceleri sessizdi ama onun zihni hiç durmazdı. Her gece eve döndüğünde, üzerindeki günün ağırlığını kapının dışında bırakmak ister gibi durur, derin bir nefes alırdı.