Ataşehir’in sabahları genelde telaşlı olurdu. Metro çıkışlarında hızlı adımlar, kulaklıklardan taşan müzikler ve kahve kokusu birbirine karışırdı. Bu kalabalığın arasında Nilüfer her sabah aynı bankta oturur, kimseye fark ettirmeden günü www.anadoluescortlari.com izlerdi. Yirmi beş yaşındaydı ama yüzündeki yorgunluk, yılların izini taşıyordu.
www.anadoluescortlari.com
Nilüfer’in evi Ataşehir’in arka sokaklarından birindeydi. Dışarıdan bakıldığında sıradan bir apartmandı ama onun için sığınılacak tek yerdi. O evde kahkahalar pek duyulmazdı; daha çok düşünceler yankılanırdı. Geceleri geç saatlerde eve döndüğünde, aynaya bakmamaya çalışırdı. Aynalar ona geçmişini hatırlatıyordu.
www.anadoluescortlari.com
Bir zamanlar başka hayalleri vardı. Üniversiteye hazırlanmış, öğretmen olmak istemişti. Ancak ailesinin yaşadığı maddi sıkıntılar, ardından gelen beklenmedik kayıplar onu erken yaşta ayakta durmaya zorladı. İstanbul’a geldiğinde cebinde umut vardı ama zamanla umut, yerini zorunluluklara bıraktı. Ataşehir’in parlayan yüzüyle tanıştığında, hayatın herkes için eşit olmadığını acı bir şekilde öğrendi.
Nilüfer yaptığı işi kimseye anlatmazdı. Anlatmak, yeniden yaşamak gibiydi. İnsanların bakışları, sözlerinden daha ağır gelirdi. Çoğu zaman kendini görünmez hissetmeyi tercih ederdi. Görünmez olmak, bazen bir korunma biçimiydi. Ama geceleri yalnız kaldığında, içindeki ses susmazdı. “Buraya ait değilsin” derdi o ses. Nilüfer de bunu zaten biliyordu.
www.anadoluescortlari.com
Ataşehir’de geçirdiği yıllar ona sabretmeyi öğretmişti. Küçük mutluluklara tutunmayı… Mesela sabah erken saatlerde aldığı simit, evine giderken dinlediği eski bir şarkı, pencereden görünen gün batımı… Bunlar hayatta kaldığını hissettiren küçük anlardı.